Şizofren Atakları Nelerdir?



Temeli psikolojik olan ve insan hayatını çok ciddi şekilde zorlayan belirli başlı hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıkların başında da hiç kuşkusuz ki ‘şizofreni’ gelmektedir. Şizofreni, tüm dünya üzerinde teşhisi hızla artan hastalıklar arasında yer almaktadır. Her geçen gün şizofreni tedavisi gören kişi sayısı artmakla beraber, bu hastalığın kökenlerinin Antik Mısır’a kadar dayandığı görülmektedir. Bununla beraber, ismi Antik Yunan’dan gelen şizofreni, schzio- freneia olarak bilinmektedir. Kelime anlamı  ‘parçalanma’ olarak ifade edebileceğimiz bu kavramda kişinin beyin fonksiyonları artık sağlıklı bir şekilde işlemez. Kişi analiz yapamaz, değerlendirme yapamaz çoğu zaman da kendi benliğinin farkında olmayan hareketler sergiler. Şizofrenide ilerleyen dönemlerde dikkat çeken ve hem hastayı hem de yakınlarını zorlayan başka bir etmen de şizofreni ataklarıdır.

Nasıl Bir Hastalık?
Şizofreni
, pek çok kişinin bildiği üzere oldukça zor bir hastalık. Zira kesin tedavisi yok. Hasta iyileşme gösterse dahi hastalık nüksedebiliyor ve iyileştiğini düşünse dahi ilerleyen dönemlerde tekrar gelen ataklar olarak kendisini görebiliyoruz. Birçok belirti ile hayatımıza geliyor ve bu belirtiler tespit edildikten sonra derhal tedavi aşamasına geçilmesi gerekiyor. Aksi halde kişi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Birçok hastalığın olduğu gibi şizofreninin de kendi içerisinde kategorilere ayrıldığını bilmekteyiz. Her bir kategoride şizofren hastaları benzer ama teknik anlamda farklı özelliklere sahip olarak hayatlarına devam ediyor. Şizofreni hastaları eski dönemlerde iyileşemeyecekleri düşünüldüğünden idam dahi edilmiş. Bu hastalığın bir delilik olarak görüldüğü, kişinin kötü ruhların etkisi altına kaldığı görüşü sebebi ile kafasından bir delik açılması gibi korkunç uygulamalar da bulunmaktadır. Bununla beraber, Klinik psikolojinin ve psikiyatrinin uzun çalışmaları sonucunda, şizofreni hastalarının ciddi şekilde tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir, klinik yöntemlerin uygulanması gereken bir hastalık olduğu bilinmektedir.

Neden Kaynaklanır?
Şizofreni
pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ayrıca henüz yapılan araştırmalar ile bu sorunun kaynağı belirlenebilmiş değil. Ancak genetik faktörlerin bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğu düşünülüyor. Bununla beraber, bu tek etmen de değil. Mutasyon ve belirli başlı radyolojik sebepler hastanın beyin fonksiyonlarının değişmesine ve hastanın şizofreni ile baş başa kalmasına neden olabiliyor. Şizofreninin ortaya çıkması konusunda etkili olan bir diğer unsur da çağımızın en büyük sorunu olarak görülen ‘stres’. Stres ile birleştiğinde şizofreni gerçekten çok zorlu bir hastalık olabiliyor. Hem hasta açısından hem de hastaya bakmakla yükümlü ya da hasta ile beraber yaşayan insanlar açısından şizofreni çok ciddi bir sorun.
Kendisini tehlike altında hisseden hasta, zaman zaman sinirlenebiliyor, ani öfke nöbetleri geçirebiliyor ve saldırganlaşabiliyor. Bununla beraber, şizofreninin belirli kategorilerinde hastanın evden kaçtığını da görebilmek mümkün. Şizofren atakları panik atak ile zaman zaman karıştırılabiliyor. Ancak panik atak ve şizofren ataklarının oluş sebebi ve gelişme göstermesi birbirinden tamamı ile farklı. Çünkü panik atakların temelinde genellikle korku ve heyecan bulunurken, şizofren atakları aşırı kaygı ve öfke nöbetleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nöbetler sırasında zaman zaman aileler ne yapabileceğini şaşırıyor, hastaya otokontrolünü nasıl kazandıracağını ve hastayı nasıl sakinleştireceğini bilmiyor. Bu ataklar özellikle alevlenme döneminde yaşanıyorsa, durum tahmin edilenden çok zor olabiliyor.

Ataklar Sırasında Ne Yapılmalı?
Şizofren atakları
sırasında, atak geçiren ve şizofren olduğu uzman doktor raporu ile belli olan bir hastanın yanındaysanız, öncelikle kendisine zarar vermemesi için onu gözetmeniz gerekiyor. Zira bu hastalar, nedeni belli olmayan, çoğu kez var olmayan olaylardan ötürü sinirlendikleri için aniden saldırganlaşabiliyorlar. Aslında suçlu profili olmamasına karşın, şizofreni hastaları zaman zaman aşırı saldırganlaşıp hem kendisine hem de size zarar verebilir bir duruma gelebilir. Hastanın mümkün mertebe gözetlenmesi ve sinirini atmasına yardımcı olunması, bu noktada mutlaka yapılması gerekenler arasında yer alıyor. Bununla beraber atak süresi ve atak sıklığı da oldukça önemli. Bu durumun çok iyi takip edilmesi gerekiyor. Zira atak süresi ve atak sıklığının artması durumunda hastanın yatarak tedavi alması gerekebiliyor. Aile üyelerinin, arkadaşların ya da şizofreni hastası ile yakın temas içerisinde bulunan kişilerin bu ayrıntılara mutlaka dikkat etmesinde ciddi bir fayda bulunmaktadır. Şizofren atakları hastalığın ilerleyen dönemlerinde karşımıza çıkmaktadır.

yazı sonuna geliyor

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*